Yazar arşivleri: Fen Bilgisi

Grafikler

ELEMENTLERİN SINIFLANDIRILMASI

HAL DEĞİŞİMLERİ

DERS PROGRAMI

2-A SINIFI NOT ÇİZELGESİ

Periyodik Cetvel

Periyodik tablo

Periyodik cetvel kimyasal elementlerin sınıflandırılması için geliştirilmiş tablodur.Dilimizde periyodik tablo, periyodik cetvel, periyodik çizelge, elementler tablosu gibi birçok şekilde isimlendirilmiştir. Bu tablo bilinen bütün elementlerin artan atom numaralarına (buna proton sayısı da denir) göre bir sıralanışıdır. Periyodik cetvelden önce de bu yönde çalışmalar yapılmış olmakla birlikte, icadı genellikle Rus kimyager Dimitri Mendeleyev’e maledilir. 1869′da Mendeleyev, tabloyu, atomların artan atom ağırlıklarına göre sıralandıklarında belli özelliklerin tekrarlanıyor olmasından oluşturmuştur.

Tarih

Altın, gümüş, kalay, bakır, kurşun ve cıva gibi elementler eski çağlardan beri biliniyordu. Bir elementin ilk bilimsel olarak bulunması 1649 yılında Henning Brand’ın fosforu bulmasıyla başlamıştır. Bundan sonraki 200 yıl boyunca elementler ve onları bileşikleri hakkında kimyacılar tarafından pekçok bilgi elde edilmiştir. Bununla beraber 1869 yılına kadar toplam 63 element bulunabilmiştir. 1817 yılında Johann Dobereiner benzer kimyasal özelliklere sahip olan stronsiyum, kalsiyum ve baryuma bakarak, stronsiyumun atom ağırlığının kalsiyum ve baryum atom ağırlıklarının ortasında olduğuna dikkat çekmiştir. 1829 yılında klor, brom ve iyot üçlüsünün de benzer özellikler gösterdiği bulunmuştu. Yine benzer davranış lityum, sodyum ve potasyum için de gözleniyordu. 1829 ve 1858 yılları arasında bu konuda pek çok araştırma yapıldı. Bu sırada halojenler grubu katıldı. Oksijen, kükürt, selenyum ve tellür bir grubun üyesi olarak düşünülürken azot, fosfor, arsenik, antimon ve bizmut başka bir grup içine yerleştirildiler. İlk periyodik tabloyu oluşturma şerefi Fransız bilim adamı A. E. Beguyer de Chancourtois’e düştü. De Chancourtois, silindirin çevresine 16 kütle birimleri yerleştirerek elementleri buraya oturttu. Benzer özelliklerdeki elementler bu silindir üzerinde düşey satırlarda gruba ayırmıştı. Atom ağırlıkları sekizin katı kadar olan elementlerin özellikleri benzerdi. 1864 yılında yazılan bir yazıda Newlands bunu Oktav kanunu (Law of Octaves) olarak tanımladı. Bu kanuna göre herhangi bir element tablodaki sekizinci elementle benzerlikler gösteriyordu.

Genelde periyodik tablonun babası olarak Alman bilim adamı Julius Lothar Meyer ve Rus bilim adamı Dimitri Mendeleyev kabul edilir. Her ikisi de birbirinden habersiz olarak dikkate değer benzer sonuçlar ürettiler. Mendeleyev atomların artan atom ağırlıklarına göre sıralandıklarında belli özelliklerin tekrarlandığını görmüştür. Daha sonra elementleri tekrarlanan özelliklerine göre alt alta sıralayarak ilk iki periyodu yedişer, sonraki üç periyodu ise onyedişer element içeren bir periyodik sistem hazırlamıştır. Mendeleyev’in hazırladığı periyodik sistemde bazı yerleri henüz keşfedilmemiş elementlerin olduğunu düşünerek boş bırakmıştır. Daha sonra bulunan skandiyum, galyum, germanyum elementleri tablodaki boşluklara yerleşmişlerdir.

1895 yılında Lord Rayleigh, kimyasal olarak inert yeni bir gazı (argon) keşfettiğini bildirdi. Bu element periyodik tabloda bilinen hiçbir yere oturtulamadı. 1898 yılında William Ramsay bu elementin klor ile potasyum arasında bir yere konulabileceğini önerdi. Helyumda aynı grubun bir üyesi olarak düşünüldü. Bu grup elementlerinin değerliklerinin sıfır olması nedeniyle sıfır grubu olarak adlandırıldı.

Mendeleyev’in periyodik tablosu her ne kadar elementlerin periyodik özelliklerini gösterse de neden özelliklerin tekrarlandığı konusunda herhangi bir bilgi vermemektedir.

1911′de Ernest Rutherford atom çekirdekleri alfa parçacıklarının saçılması deneyiyle çekirdek yükünün belirlenebileceğini gösterdi. Rutherford’un gösterdiği diğer bir şey bir çekirdeğin yükünün atom ağırlığı ile orantılı olduğuydu. Yine 1911′de A. Van den Broek bir seri çalışmasıyla elementlerin atom ağırlıklarının atom üzerindeki yüke yaklaşık eşit olduğunu gösterdi. Bu yük daha sonra atom numarası olarak tanımlandı ve periyodik tablodaki elementleri yerleştirmede kullanıldı. 1913 de Henry Moseley bir grup elementin X-ışınlar tayf çizgilerin dalga boylarını ölçerek, atom numarası ile elementlerin X-ışınları dalga boylarının ilişkili olduğunu gösterdi. Bu çalışma Mendeleyev, Mayer ve diğerlerinin yaptığı gibi atom ağırlıklarını temel seçmedeki yanlışlığı gösteriyordu.

Fakat neden periyodik özellikler gözleniyor sorusunun yanıtı ise Niels Bohr un elementlerdeki elektronik yapıyı incelemesiyle başlar denilebilir.

Periyodik tablodaki en son büyük değişiklik, 20. yüzyılın ortalarında Glenn Seaborg’un çalışmasıyla ortaya çıktı. 1940′da plutonyumu bulmasıyla başlayan araştırması, 94 den 102 ye kadar olan tüm uranyum ötesi elementlerin bulmasıyla sürdü. Periyodik tablodaki lantanit serisinin altına aktinitler serisini yerleştirdi. 1951′de Seaborg bu çalışmaları ile kimyada Nobel ödülünü kazandı. 106 nolu element seaborgiyum (Sg) olarak adlandırıldı.

Periyot ve Grup Özellikleri

Bir periyotta soldan sağa doğru gidildikçe,

  • Proton, nötron sayıları ve kütle numarası artar.
  • Atom numarası artar.
  • Değerlik elektron sayısı artar.
  • Elektron alma isteği (ametalik karakter) artar.
  • Yörünge sayısı değişmez.
  • Atom hacmi ve çapı azalır.

Bir grupta yukarıdan aşağıya inildikçe,

  • Proton, nötron sayıları ve kütle numarası artar.
  • Atom numarası artar.
  • Değerlik elektron sayısı değişmez (Bu nedenle aynı gruptaki elementlerin kimyasal özellikleri benzerdir).
  • Elektron verme isteği (metalik karakter) artar.
  • Yörünge sayısı artar.
  • Atom hacmi ve çapı artar.

Değerlilik elektron sayısı azalır

Elementlerin Sınıflandırılması

A.ELEMENTLERİN SINIFLANDIRILMASI

  Doğada 89 element vardır. Laboratuarda bugüne değin yapılmış olanlara bu sayı 112’ye çıkmıştır.Bunlar katı,sıvı ve gaz olabilirler.Doğada bulunan elementlerin 15’i oda sıcaklığında gaz,2’si sıvı geriye kalan 72 element ise katıdır.

  Günümüzde elementlerin sınıflandırılması temelde iletkenliklerine dayandırılmaktadır.Buna göre melaller ısı ve elektriği iyi iletir,ametaller ise normal koşullarda iletken değildir.Bir kısım elementler ise ısı ve elektriği bir miktar iletirler,ancak iletkenlikleri metallerin tersine sıcaklıkla artar.Bunlara yarı metaller denir.

1.Metaller,Ametaller ve Yarı Metaller

a)METALLER:Doğada bulunan elementlerin büyük bir kısmını metaller oluşturur.

Metallerin Ortak Özellikleri

  1.Işığı geçirmezler fakat metalik parlaklık gösterirler.

  2.Dövülüp şekil verilebilir,tel ve levha haline getirilebilirler.

  3.Isı ve elektriği iyi iletirler.

  4.Yoğunlukları fazladır.

  5.Oda sıcaklığında çoğu katıdır.

  6.Bir kısmı paramanyetik özelliktedir.Manyetik alana doğru çekilen maddelere paramanyetik maddeler denir.Demir,kobalt,nikel ve bunların alaşımları,Fe3 O4, bazı bakır-mangan alaşımlar para manyetik maddelerden daha fazla çeklidiklerinden ferromanyak maddeler denir.

  7.Vurma ve çekmeye dayanıklıdırlar.

  8.Metal atomlarının en dış yörüngelerinde az sayıda elektron bulunur ve bunlar serbest elektronlardır.Kimyasal tepkimelerde elektron vererek katyonları oluşturur.Ametallere iyonik bileşik oluştururlar.Kendi aralarında bileşik oluşturmazlar.

  9.Moleküllü yapı göstermezler.Ametallerin yaptığı gibi iki yada daha fazla atomu bir araya gelerek bağımsız birimler oluşturmazlar.Doğada bileşik veya tek atomlu halde bulunurlar.

  10.İyi indirgendirler.

  11.İyonlaşma enerjileri düşüktür.değerlik elektronlarını kolaylıkla verirler.

  12.Oksitleri ve hidroksitleri bazik veya amfoter özellik gösterir.Metaller elektron verme yatkınlıklarına yeni yükseltgenme potansiyellerinin azalışına göre sıralanırsa aktiflik sırası elde edilir.

  Metallerin aktifliğinin azalması demek,çözeltide pozitif iyon oluşturma eğiliminin azalması demektir.

  Aktif olan metaller doğada çoğunlukla serbest helde bulunmazlar.Hidrojenden daha az aktif olan soymetaller ise doğada çoğunlukla serbest halde bulunurlar.Bakır,gümüş gibi bazı metaller hem serbest halde hem de bileşik halinde bulunurlar.

  Yeryüzündeki metal ve metal bileşiklerinden oluşan,içlerindeki metal ekonomik olarak elde edilebilen doğal maddelere maden veya maden cevheri denir.

  13.Aralarında alaşım oluştururlar.İki veya daha fazla metalin karıştırılmasıyla alaşımlar meydana gelir.Homojen    alaşımlarda,farklı elementlerin atomları düzgün bir şekilde yerleşmiştir.Prinç,bronz ve darphane alaşımları örnek verilebilir.

b)AMETALLER

1.Oda koşullarında katı,sıvı ve gaz halinde bulunurlar.

2.Katı halde bulunan ametallerin yüzeyleri metalik parlaklık göstermez,mattır.

3.Katı halde kırılgandır.Dövülmeye,çekilmeye dayanıklı olmadıkları için tel ve levha haline getirilemez.

4.Elektrik akımını iletmezler.Karbonun allotroplarından olan grafit,elektrik akımını iyi iletir.Bir elementin farklı atom dizilişlerine sahip yapılarına,o elementin allotropları denir.Allotropların fiziksel farklı,kimyasal özellikleri aynıdır.Kimyasal özelliklerinden biri olan tepkimeye girme eğilimleri farklıdır.

  Karbon elementlerinin allotropları,grafik ve elmastır.

5.Aralarında alaşım oluşturmazlar.

6.Kimyasal tepkimelerde elektron alabilir veya ortak kullanabilirler.

7.Doğada moleküller yapılı halde bulunurlar.Kendi atomları arasında elektron ortaklığı yaparak iki veya daha fazla atomlu moleküller oluştururlar.

   H2,F2, CI2, N2, O2, P2, O3, S8 gibi.

8.Ametallerin oksitlerinin sulu çözeltisi genellikle asidiktir.

  CO2, SO2, SO3, N2, O5, P2, O5 gibi.

9.Aralarında bileşik oluştururlar.

 METALLER                                                                     AMETALLER

1.Isı ve elektriği iyi iletirler.                                    1.Isı ve elektriği iletmezler.

2.İşlenebilirler.                                                             2.İşlenemezler.

3.Metalik parlaklıkları vardır.                                3.Katı halde mattırlar.

4.Aralarında alaşım oluştururlar.                          4.Aralarında alaşım

5.Oda koşulunda civa hariç katı halde                        oluştururlar.

   bulunurlar.                                                                    5.Oda koşullarında katı,sıvı ve

6.Bileşik oluştururken elektron verirler.                   gaz halinde bulunurlar.

7.Aralarında bileşik oluşturmazlar.                        6.Bileşik oluştururken elektron

8.Oksitlerinin sulu çözeltisi baziktir.                          alırlar veya elektronları ortak

9.Moleküllü yapı göstermezler.                                  Kullanırlar.

                                                                                                   7.Aralarında bileşik  oluştururlar.

                                                                                                      8.Oksitlerinin sulu çözeltisi asidiktir.

                                                                                                       9.Moleküllü yapı gösterirler.

c)YARIMETALLER:Görünüşü ve bazı özellikleri açısından metallere benzerse de kimyasal olarak bir ametal gibi davranırlar.

   Yarımetallerin elektrik akımı iletkenlikleri düşüktür.Yarımetallere silisyum,germanyum,arsenik,antimon,tellur ve polonyum verebilirler.

Fiziksel ve Kimyasal Değişimler (Konu Anlatımı)

 

FİZİKSEL VE KİMYASAL DEĞİŞMELER :

Günlük hayatımızda çeşitli etkiler sonucunda maddelerde bazı değişimler olduğunu görürüz. Örneğin bir kağıdı yaktığımızda kağıdın kül olduğunu, bir buz parçasını sıcak bir yere koyduğumuzda buzun eridiğini, annemizin çeşitli sebzeleri pişirerek yemek yaptığını hepimiz görmüşüzdür.
Maddelerde meydana gelen değişimler 2 grupta incelenebilir:
• Fiziksel değişmeler
• Kimyasal değişmeler

FİZİKSEL DEĞİŞMELER :

Maddenin yapısı değişmeden sadece dış görünüşünde meydana gelen değişmelerdir. Fiziksel değişmeler sonucunda yeni maddeler oluşmaz. Sadece maddenin renk, şekil, büyüklük gibi özellikleri değişir. Fiziksel değişmeler sonucunda maddenin kimliği değişmez.

ÖRNEKLER :

• Buzun erimesi
• Kağıdın yırtılması
• Tebeşirin toz haline getirilmesi
• Küp şekerin ezilerek toz şeker haline getirilmesi
• Suyun donması
• Çaydanlıktaki suyun buharlaşması
• Camın buğulanması
• Akşamları gökyüzünün renginin maviden kızıla dönüşmesi
• Altından bilezik yapılması
• Odunun kırılması
• Camın kırılması
• Yemek tuzunun suda çözünmesi
• Yoğurttan ayran yapılması
• Bakırdan tencere yapılması
• Havucun rendelenmesi

KİMYASAL DEĞİŞMELER :

Maddenin iç yapısında meydana gelen değişmelerdir. Kimyasal değişmeler sonucunda maddenin kimliği değişir ve yeni maddeler oluşur. Kimyasal değişmeye uğrayan maddeler eski haline döndürülemez.

ÖRNEKLER :

• Kömürün yanması
• Sütten yoğurt ve peynir yapılması
• Demirin paslanması
• Meyvelerin çürümesi
• Un ve sudan hamur yapılması
• Kumdan cam yapılması
• Ekmeğin küflenmesi
• Kabartma tozunun üzerine limon sıkılması
• Canlıların ölmesi
• İnsanın sindirim ve solunum yapması
• Bitkilerin fotosentez yapması
• Üzüm suyundan sirke yapılması
• Doğalgazın yanması
• Dişlerimizin çürümesi
• Yumurtanın haşlanması
• Gümüşün açık havada zamanla kararması

NOT : Kimyasal değişmeler sonucunda hem maddenin görünümü değişir hem de yeni maddeler oluşur.

HAL DEĞİŞİM OLAYLARI

Bir maddenin dışarıdan ısı (enerji) alarak veya dışarıya ısı (enerji) vererek bir halden başka bir hale geçmesine; “hal değiştirme” denir. 

Madde Nedir?

            Kütlesi ve hacmi olan her şeye MADDE denir.Çevremizde gördüğümüz,günlük hayatımızda kullandığımız,yediğimiz,içtiğimiz soluduğumuz kütlesi hacmi olan ve uzayda yer kaplayan her şey maddedir.Peki her şey madde midir?

àIşık,ısı,ses,elektrik enerjisi bir madde değildir.Ölçülebilecek bir kütleye yada hacme sahip değillerdir.

NOT:Maddelerin miktarı içerdikleri tanecik sayısına bağlıdır.Tanecik sayısı arttığında madde miktarı da artar.Madde miktarı artarsa maddenin kütlesi de artar.Ancak hacmi de artar diyemeyiz.Çünkü bu maddenin fiziksel haline bağlıdır.Madde katı yada sıvı ise madde miktarı artarsa hacmi de artar eğer gaz ise bu artış gazın bulunduğu kaba bağlıdır.

MADDELERİN HACMİ DEĞİŞİR!

à(SIKIŞMA) Kuvvet etkisi ile maddelerin hacmi değişebilir.Fakat her madde için bu geçerli değildir.

àBir kitabı alalım.Elimizle kitaba bir kuvvet uygulayalım.Kitapta bir hacim değişimi olmaz.Kitap katı bir maddedir.Tanecikleri arasındaki boşluk yok denecek kadar azdır.Bu sebeple kuvvet uygulayarak sıkıştırmak mümkün değildir.Ancak sünger kullanmış olsaydık süngerde hacim değişikliği meydana gelirdi.Sünger bir katı madde olmasına karşın içi deliklerle doludur ve bu deliklerin içinde de hava vardır.Burada süngerin küçülmesi aradaki boşlukların küçülmesinden kaynaklanır.

SONUÇ OLARAK;Katı maddeler sıkıştırılamaz.

àİki şırınga alarak birinin içini su dolduralım diğerini ise boş bırakalım.Boş bıraktığımız şırınganın pistonunu ittiğimizde pistonun ileri gidebildiğini görürüz ancak içi su dolu olanın pistonunu ittiğimizde pistonun ileri doğru gidebildiğini gözlemleriz.

SONUÇ OLARAK;Sıvı maddeler kuvvet etkisi ile sıkıştırılamazken Gaz maddeler kuvvet etkisi ile sıkışabilmektedir.

 

à(GENLEŞME) Sıcaklığın etkisi ile cisimlerin hacimleri değişebilir.

Sıcaklık arttığında termometre içinde bulunan sıvı maddenin yükselmesi sıvıların genleştiğini gösterir.Aynı şekilde sıcak su içine bırakılan topun büyümesi top içindeki gazın hacminin artmasından kaynaklanır.Bir halka içinden rahatça geçebilen bir topun ısıtıldıktan sonra aynı halkadan geçememesi bize katılarında genleştiğini gösterir.

SONUÇ OLARAK;Katı,sıvı ve gaz maddeler sıcaklık etkisiyle hacimlerini arttırabilir yani genleşebilirler.

 

MADDELERİN BOŞLUKLU YAPISI

Maddeler kuvvet etkisi ile ya da sıcaklık etkisi ile hacim değişimine uğrarlar.Miktarı değişmeyen maddelerin hacminde maddenin tanecikleri arasında boşluklar olduğu ve bu boşlukların büyüklüğünün sıcaklık ya da kuvvet etkisi ile değiştiği sonucunu ortaya çıkarır.

Katı ve sıvı maddeler kuvvet etkisi ile sıkışmaya ve sıcaklık etkisi ile genleşmeye karşı,gazlara göre daha dirençlidirler yani çık az sıkıştırılırlar ya da az genleşirler.Ancak gazlar hem kolayca sıkıştırılır hem de kolayca genleşirler.Buna göre gazlardaki tanecikler arasındaki boşluk katı ve sıvılara göre oldukça fazladır.

Tarihte Atom

Tüm maddeler taneciklerden oluşur.Yani tanecikler bir araya gelerek maddeyi oluşturur.

Her maddenin bölünemez ve gözle görülemez en küçük yapı taşına ATOM denir.

            Bir maddenin atomları o maddenin özelliklerini taşır.Yani demir atomları birleşerek demir elementini oluşturur.Demir atomları birleşerek bakır oluşturamazlar.

Tarihte maddelerin atomlardan oluştuğunu ve atomların bölünemez olduğu fikrini ilk olarak Yunanlı filozof Demokritos ortaya attı.Atom kelime anlamıyla “bölünemez” anlamındadır.Bölünebildiği kanıtlanmış olmasına rağmen atom olarak adlandırılması değiştirilmemiştir.

Demokritos dışında atom ile ilgili çalışmalar yapanlar;

JOHN DALTON(1819);atomların için dolu,sağlam ve bölünmezdir.

HENRİ BECQUREL ve MADAM CURİE;Atomun daha küçük parçacıklara bölünebileceğinin buldular.

 

 

ERNEST RUTHERFORD;Atom bölünebilir ve atomlar arasında boşluklar olduğunu deneyle ispatladı.(1871-1937)

 

 

 

 

 

 

NİELS BOHR(1913);Kendinden önceki araştırmacıların fikirlerini geliştirerek atomun daha da küçük parçacıklardan oluştuğunu gösteren bir model tasarladı.

parçacıklardan oluştuğunu gösteren bir model tasarladı.

Maddelerin Sınıflandırılnası

Maddeler ortak özellikleri dikkate alınarak sınıflandırılırlar.

SAF MADDELER

Genel olarak;aynı tür taneciklerden (aynı tür atom veya aynı tür molekül) oluşan maddelere SAF MADDE denir.

Aynı tür atomlardan      Aynı tür moleküllerden   Farklı tür moleküllerden

oluşan saf madde               oluşan saf madde           oluşmuştur.Saf değildir.

ELEMENTLER

Yapısında tek tür atom bulunan maddelere ELEMENT denir.Hidrojen,oksijen,karbon,iyot gibi.

  • Yapısında tek cins atom vardır.
  • Fiziksel ve kimyasal yollarla daha basit maddelere bölünemezler.
  • Erime ve kaynama noktaları belirgindir.
  • Aynı şartlarda özkütleleri birbirinden farklı ve sabittir.

Elementler atomik ya da moleküler halde bulunabilir.

BİLEŞİK

En az iki farklı element atomunun belirli oranlarda bir araya gelerek kendi özelliğini kaybedip yeni özellikler kazanması ile oluşan saf maddelere BİLEŞİK denir.

Oksijen ve hidrojen birer element iken su,oksijen(yakıcı) ve hidrojenin(Yanıcı) birleşmesiyle oluşur.Yakıcı ya da yanıcı değildir.Söndürücüdür.

  • Alkol,su,tuz,şeker gibi maddeler bileşiktir.
  • Yapılarında en az iki çeşit atom bulunur.
  • Fiziksel yolla daha basit maddelere bölünemezler.
  • Kimyasal yolla daha küçük maddelere ayrışabilirler.
  • Bileşiği oluşturan atomlar arasındaki oran değişirse oluşan madde başka bir madde olur.
  • Bir bileşiği oluşturan atomlar bağlıdır.Yani moleküler yapıdadır.

                        

   ELEMENT VE BİLEŞİK ARASINDAKİ EN ÖNEMLİ FARKLAR

                 ELEMENT                                                  BİLEŞİK

1.  Aynı cins atomları içerir        .               Farklı cins atomları içerir.

2.  Kendisinden daha basit                     Kendisinden daha küçük 

  maddelere ayrıştırılamazlar.     ve farklı maddelere ayrışabilir.

KARIŞIMLAR 

Saf olmayan maddelere KARIŞIM denir.Karışımlar oluşurken maddeler özelliklerini kaybetmezler.Tuzlu su,limonata,hava,toprak,salata,çorba gibi.Çorba içine konan malzemeler pişerken kimyasal yapıları değişime uğramasına rağmen özelliğini değiştirmez.Havuç pişince de havuçtur.Belli bir formülleri yoktur.

*Görünümleri her yerinde aynı(homojen) ya da farklı (hetereojen) olabilir.Homojen karışımlar tek bir madde gibi görünürler.Tuzlu su,şekerli su gibi.Heterojen karışımlar ise tek bir madde gibi görünmezler.Kumlu su yağlı su,salata gibi.

*Rastgele olanlarda,farklı maddeler karıştırılarak elde edilir.

Fiziksel ve Kimyasal Değişimler

Tüm maddelerin kendine özgü özellikleri vardır.Yani her maddenin kimliği vardır.Herhangi bir maddenin yapısında meydana gelen değişimlerde o maddenin kimliğinin değişip değişmediğine bakılır.Maddenin kimliği aslında maddenin cinsi ile ilgilidir.Eğer maddenin cinsi değişiyorsa kimliği de değişir.

A.FİZİKSEL DEĞİŞİM

Bir maddenin ezilme,kırılma,yırtılma,ufalanma,erime,donma gibi olaylarla maddenin kimliğinde bir değişim olmadan yalnızca görünümünde meydana gelen değişimlere FİZİKSEL DEĞİŞİM denir.

Örnek:Cam kırılması,Şekerin erimesi,Kağıdın yırtılması,Mumun erimesi,Odundan talaş elde edilmesi gibi.

B.KİMYASAL DEĞİŞİM

Yanma,çürüme,kokuşma,kömürleşme,paslanma,küflenme gibi olayların tümünde maddenin kimliği yani cinsi değişir.Bu şekilde gerçekleşen değişimlere KİMYASAL DEĞİŞİM denir.

Örnek:Elmanın çürümesi,mumun yanması,şekerin pişirilmesi,kağıdın yanması,demirin paslanması gibi.

Maddenin Halleri

Tüm maddeler atom ya da moleküllerden oluşur ve bu taneciklerin durumuna göre madde katı sıvı ve gaz halde bulunabilir.Bu hallere ise FİZİKSEL HALLER denir.

A.MADDENİN KATI HALİ B.MADDENİN SIVI HALİ

Tahta blok,kitap,kurşun kalem,demir sopa gibi maddeler katı maddelere örnek verilir.

Katı maddelerin özellikleri;

  • Tanecikleri birbirine temas eder.
  • Tanecikleri arasındaki boşluk yok denecek kadar azdır.Bu sebeple maddenin en düzenli halidir.
  • Tanecikleri yer değiştiremez.Sadece bulundukları yerde sürekli titreşim halinde bulunurlar.Öteleme hareketi yapamazlar.
  • Belirli bir şekli vardır.Bu şekli bulundukları kabın yada ortamın şekline göre değiştirmez.
  • Sıcaklık ile genleşebilir .Sıcaklık etkisi ile tanecikler birbirinden uzaklaşır ve hacim artar.Ama sıkıştırılamazlar çünkü tanecikler arasındaki boşluk yok denecek kadar azdır.

NOT:Katı haldeki bir maddenin şekil almış haline CİSİM denir.Örneğin altın bir madde iken altın bilezik bir cisimdir.

B.MADDENİN SIVI HALİ Su,meyve suyu,süt,zeytin yağı,alkol,civa gibi maddeler sıvı maddelere örnek verilebilir.

Sıvı maddelerin özellikleri;

  • Kendilerine ait bir şekilleri yoktur.Bulundukları kabın şeklini alırlar.(Bunun sebebi akışkanlıklarıdır)
  • Akışkan halde bulunurlar.Fakat her sıvının akışkanlığı aynı değildir.Yoğunluklarına göre değişkenlik gösterirler.
  • Tanecikleri birbiri ile temas halindedir.
  • Tanecikleri arasındaki boşluk katılardan daha fazla olmasına rağmen çok azdır.
  • Tanecikleri birbiri üzerinden kayarak hareket edebilirler.Yani tanecikleri yer değiştirebilir.Bu sayede akışkan olurlar.
  • Hem titreşim hem de öteleme hareketi yaparlar.
  • Sıcaklık etkisi ile genleşebilir.Sıkıştırılamaz.
  • Maddenin sıvı hali katı haline göre düzensizdir.
  • Katı haldeki bir maddenin sıvı hale geçmesi için dışarıdan ısı enerji alması gerekir.Bu değişim fiziksel bir değişimdir.

C.MADDENİN GAZ HALİ

Hava,karbondioksit,oksijen birer gazdır.

Gaz maddelerin özellikleri;

  • Maddenin taneciklerinin serbest hareket ettiği fiziksel hal gaz halidir.
  • Tanecikler birbirinden bağımsız sürekli hareket halindedir.
  • Belirli bir şekilleri ve hacimleri yoktur.
  • Tanecikleri arasındaki boşluk çok fazladır.En fazla boşluk bulunan haldir.
  • Boşluğun çok olmasından dolayı rahatlıkla sıkıştırılabilir.Sıkışma etkisi ile sıvı hale geçebilir.Sıcaklık etkisi ile katı ve sıvılara göre daha iyi genleşebilirler.
  • Akışkan haldedir.
  • Bulundukları kabın her yerine eşit oranda dağılırlar yani bulundukları kabı doldurarak kabın şeklini alırlar.
  • Hem titreşim hem de öteleme hareketi yaparlar.

 

Maddelerin fiziksel hallerinde meydana gelen değişimlerin tümü fiziksel değişmedir ve meydana gelen değişimin türüne göre farklı isimler alır.

ERİME:Maddenin katı halden sıvı hale geçmesidir.Bu sırada ısı alır.

DONMA:Maddenin sıvı halden katı hale geçmesidir.Bu sırada ısı verir.

BUHARLAŞMA:Maddenin sıvı halden gaz hale geçmedir.Bu sırada ısı alır.

YOĞUNLAŞMA:Maddenin gaz halden sıvı hale geçmesidir.Bu sırada ısı verir.

SÜBLİMLEŞME:Maddenin katı halden sıvı hale geçmeden gaz hale geçmesidir.Bu sırada ısı alır.

Kim 500 Puan İster

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.